İngilizce Öğrenirken Bu Engellere Takılma

İngilizce Öğrenirken Bu Engellere Takılma

Ülkemizde İngilizce öğrenemeyeceğimize dair sahip olduğumuz temelsiz inanç, İngilizce öğrenmek için duyduğumuz motivasyondan kat kat fazladır. Önce bu meselenin üzerine kalınca bir sünger çekip kendimize olan güvenimizi nereye yolladıysak tez elden geri çağırmalıyız. Geldiyse başlayabiliriz, gelmediyse biz bekleriz! Zira onsuz olmaz! Bunu bir iş, zorlu bir yolculuk, tamamlamak zorunda olduğunuz bir görev olarak görüyorsanız, görmeyin! “İki yaşında çocuk bile İngilizce konuşuyor!” şakasını azıcık ciddiye almaktan kimseye bir zarar gelmez. Öyleyse el ele verip engelleri ortadan kaldırmaya var mısınız? 

Don’t Panic!

Sürekli olarak, İngilizce öğrenmeye nasıl da geç kaldığınızdan, bu işi şimdiye kadar çoktan çözmüş olmanız gerektiğinden yakınıp durmayın. Şimdi, tam da bulunduğunuz duruma konsantre olun, önünüze bakın ve kısa sürede neler başarabileceğinize odaklanın. Konuya hiç de sandığınız kadar Fransız olmadığınızı gördüğünüz her an kendinizi rahatlatmayı unutmayın. İngilizce öğrenmeye başladığınız anda sizi dibe çekmeye, demoralize etmeye çalışan heyecanlı iç sesiniz, İngilizce konuşmanızın önündeki tek engel olabilir. Hadi şunu duymayın, öğrenmeye başlayın.

Her şeyi çevirmekten vazgeçin!

Amacınız İngilizce seviyenizi yükseltmek mi? Yoksa sıfırdan İngilizce öğrenmek mi? Bu ikisi arasında prensipte ciddi farklar vardır. Yepyeni bir dil öğreniyorsanız, günlük yaşamda maksimum ihtiyaç duyulan kelimeleri çıkarıp ezberlemeli ve en basit haliyle cümle kurmayı öğrenmelisiniz. Ama derdiniz İngilizcenizi geliştirmekse, en büyük düşmanınız Google Translate olmalıdır. Çünkü o sizin yerinize her şeyi yarım yamalak da olsa yapar ve size öğrenmek için hiçbir sebep kalmaz. Sadece okuyun, kelimeler dünyasına gömülüp kaybolmayın. Sayfalar ilerledikçe zihniniz berraklaşacak, anlamlar yerli yerine oturacak. Hadi bir deneyin.

Biz buralarda hatasızları sevmeyiz!

İngilizce öğrenenler; yurt dışına çıktıkları ya da ana dili İngilizce olan biriyle konuştukları anda bir anda aydınlanma yaşarlar; “Gramer o kadar da önemli değilmiş”. Bu noktada, İngilizceyi hangi alanda kullanacağınız oldukça önemlidir. İhtiyacınız olan teknik bir İngilizce ya da amacınız spesifik bir sınavda başarı göstermek değilse, yani öncelikli hedefiniz dert anlatmak, konuşmaksa hiç durmayın başlayın. İngilizcenin yarısından fazlası yolda öğrenilir. Tek kelime etmeden hatasız bir konuşmaya sahip olmayı beklemek sizce de çok şey değil mi J

İngilizce eğitimi derslikle sınırlanamaz!

English Time tüm öğrencilerine, ömür boyu öğrencilik hakkını boşuna sunmuyor. İşin uzmanları, bunun üç kitap iki testle olmayacağını biliyor. Ayrıca sadece üst kurlarda eğitim alanlara değil, eğitimine sıfırdan başlayanlara da yabancı öğretmenler eğitim veriyor. Üstelik English Time okuma grupları, sinema odaları, konuşma seansları… derken, eğitimi tüm hayata yayıyor ve sonsuza dek sürecek eşsiz bir network kazanmanızı sağlıyor. English Time bunca şey yaparken biz ne yapıyoruz? Tabi ki kalkıp en yakın şubeye gidiyoruz ve İngilizce öğrenmek istediğimizi söylüyoruz. Onlar zaten öğretmeden bırakmıyorlar, kendimizi rahatlıkla uzman ellere teslim ediyoruz J