English Time
30th anniversary

Alışverişte Kullanabileceğiniz İngilizce Pratik İfadeler

English Time

 / Eğitim ve Dil Uzmanları

İngilizce pratik ifadeler

Yurt dışında bir mağazaya girdiğinizde ilk cümleyi kurmak çoğu zaman en zor kısımdır. Neyse ki İngilizce pratik ifadeler, alışverişin neredeyse her aşamasında işinizi görür. Fiyat sormaktan iade talep etmeye kadar aynı cümle yapıları tekrar tekrar karşınıza çıkar.

Bu rehberde mağaza, market ve kasa ortamında en sık ihtiyaç duyacağınız İngilizce konuşma kalıplarını konu konu topladık. Her ifadenin yanında Türkçe anlamını bulacaksınız. Yazının sonunda ise bu İngilizce pratik ifadeleri bir arada görebileceğiniz örnek bir diyalog var. Alışveriş İngilizcesi konusunda kendinizi güvende hissetmek için ihtiyacınız olan her şey burada.

Alışverişte En Çok İhtiyaç Duyulan İngilizce Pratik İfadeler

Alışveriş sırasında kurduğunuz cümlelerin büyük kısmı üç temel kalıp üzerine inşa edilir. Bu kalıpları öğrendiğinizde, kelime değiştirerek onlarca yeni cümle türetebilirsiniz.

Can I…? kalıbı izin istemek ya da bir talepte bulunmak için kullanılır. Can I try this on? (Bunu deneyebilir miyim?) bunun en bilinen örneğidir.

Do you have…? kalıbı mağazada bir ürünün olup olmadığını sormaya yarar. Do you have this in blue? (Bunun mavisi var mı?) gibi.

I'd like to… kalıbı ise isteğinizi kibarca dile getirir. I'd like to return this. (Bunu iade etmek istiyorum.) cümlesinde olduğu gibi.

Aşağıdaki bölümlerde yer alan İngilizce pratik ifadeler, büyük ölçüde bu üç yapının farklı durumlara uyarlanmış halleridir.

Mağazaya Girerken: Selamlaşma ve Yardım İsteme

Mağazaya girdiğinizde satış görevlisi genellikle "Can I help you?" ya da "Are you looking for anything in particular?" diye sorar. Sadece bakmak istiyorsanız bunu kibarca belirtmeniz yeterlidir. Mağazada İngilizce konuşma deneyiminin çoğu bu kısa diyalogla başlar.

  1. I'm just looking, thanks. – Sadece bakıyorum, teşekkürler.
  2. Could you help me, please? – Bana yardımcı olabilir misiniz?
  3. I'm looking for a jacket. – Bir ceket arıyorum.
  4. Where can I find the shoes? – Ayakkabıları nerede bulabilirim?
  5. Which floor is menswear on? – Erkek giyim hangi katta?
  6. Do you sell phone chargers? – Telefon şarj aleti satıyor musunuz?

İngilizce Fiyat Sorma Kalıpları

En temel soru "How much is this?" kalıbıdır. Tek bir ürün için is this, birden fazla ürün için are these kullanılır. İndirim ve kampanya sormak da aynı kolaylıktadır.

  1. How much is this? – Bu ne kadar?
  2. How much are these shoes? – Bu ayakkabılar ne kadar?
  3. What's the price of this bag? – Bu çantanın fiyatı nedir?
  4. Is this on sale? – Bu indirimde mi?
  5. Is there a discount on this? – Bunda indirim var mı?
  6. Does the price include tax? – Fiyata vergi dahil mi?
  7. Do you have anything cheaper? – Daha ucuz bir şeyiniz var mı?
  8. That's a bit expensive for me. – Bu benim için biraz pahalı.

ABD'de etikette yazan fiyata genellikle satış vergisi dahil değildir; vergi kasada eklenir. Bu yüzden "Does the price include tax?" sorusu orada özellikle işinize yarar.

Beden ve Renk Talep Etme

En kullanışlı İngilizce beden sorma kalıbı "Do you have this in a medium?" şeklindedir. Aynı yapıyı renk için de kullanabilirsiniz: "Do you have this in black?"

  1. Do you have this in a small / medium / large? – Bunun S / M / L bedeni var mı?
  2. Do you have this in a size 38? – Bunun 38 numarası var mı?
  3. Do you have a bigger / smaller size? – Daha büyük / küçük bedeni var mı?
  4. What size is this? – Bu kaç beden?
  5. Does this come in other colours? – Bunun başka renkleri var mı?
  6. Do you have this in red? – Bunun kırmızısı var mı?
  7. I'm not sure about my size. – Bedenimden emin değilim.

Beden sistemleri ülkeden ülkeye değişir; İngiltere ve ABD'deki ayakkabı numaraları Avrupa'dakinden farklıdır. Emin değilseniz "What's this in European sizes?" diye sorabilirsiniz. Ayrıca İngiliz İngilizcesinde colour, Amerikan İngilizcesinde color yazıldığını unutmayın.

Deneme Kabininde Kullanabileceğiniz İfadeler

Deneme kabini İngilizce olarak İngiltere'de fitting room, ABD'de ise daha çok dressing room diye geçer. Bazı mağazalarda kabine götürebileceğiniz parça sayısı sınırlıdır; görevli size parça sayısını gösteren bir kart verebilir.

  1. Can I try this on? – Bunu deneyebilir miyim?
  2. Where are the fitting rooms? – Deneme kabinleri nerede?
  3. How many items can I take in? – İçeri kaç parça götürebilirim?
  4. It's too tight / too loose. – Çok dar / çok bol.
  5. It's too long / too short. – Çok uzun / çok kısa.
  6. It fits perfectly. – Tam oldu.
  7. It doesn't suit me. – Bana yakışmadı.
  8. I'll take it. – Bunu alıyorum.
  9. I'll leave it, thanks. – Almayacağım, teşekkürler.

Fit kıyafetin bedeninize uymasını, suit ise size yakışmasını anlatır. Yani "It fits, but it doesn't suit me" cümlesi “Bedenim tutuyor ama bana yakışmadı” demektir.

Market ve Kasada: İngilizce Ödeme Yöntemleri

Kasada görevli genellikle "Cash or card?" ya da "How would you like to pay?" diye sorar. Market alışverişinde bunlara poşet, sadakat kartı ve fiş soruları da eklenir. Bu noktada kullanacağınız İngilizce pratik ifadeler kısa ama çok sık tekrarlanır.

  1. Where's the checkout? – Kasa nerede?
  2. Can I pay by card? – Kartla ödeyebilir miyim?
  3. I'll pay in cash. – Nakit ödeyeceğim.
  4. Do you accept contactless payments? – Temassız ödeme kabul ediyor musunuz?
  5. Can I pay in instalments? – Taksitle ödeyebilir miyim?
  6. Could I have a receipt, please? – Fiş alabilir miyim?
  7. Could I get a bag, please? – Bir poşet alabilir miyim?
  8. No bag, thanks. – Poşet istemiyorum, teşekkürler.
  9. Keep the change. – Üstü kalsın.

Kasada sizin duyacağınız sorular da vardır. "Do you have a loyalty card?" sadakat kartınızı sorar, "Please enter your PIN" ise şifrenizi girmenizi ister. İngiltere marketlerinde sık duyulan "Would you like cashback?" sorusu, kartınızdan nakit para çekmek isteyip istemediğinizi öğrenmek içindir.

Yurt dışında kartla öderken terminal, ödemeyi yerel para birimiyle mi yoksa kendi para biriminizle mi yapmak istediğinizi sorabilir. İngilizce ödeme yöntemleri arasında bu seçimi bilmek önemlidir; çoğu durumda yerel para birimi (local currency) daha az masraflıdır.

İngilizce İade ve Değişim Talepleri

İade İngilizcede return, para iadesi refund, değişim ise exchange olarak geçer. Talebinizi iletirken önce ne istediğinizi, ardından nedenini söylemek işinizi kolaylaştırır.

  1. I'd like to return this, please. – Bunu iade etmek istiyorum.
  2. Can I get a refund? – Paramı geri alabilir miyim?
  3. Can I exchange this for a different size? – Bunu başka bir bedenle değiştirebilir miyim?
  4. It doesn't fit. – Bedenime olmadı.
  5. It's damaged / faulty. – Hasarlı / kusurlu.
  6. I bought it last week. – Geçen hafta aldım.
  7. Here's my receipt. – Fişim burada.
  8. What's your return policy? – İade politikanız nedir?
  9. Can I get store credit instead? – Bunun yerine mağaza kredisi alabilir miyim?

Görevli size "Do you have the receipt?" veya "Was it paid by card?" diye sorabilir. Kartla yapılan ödemelerde iade genellikle aynı karta yapılır. Fişinizi kaybettiyseniz "I've lost the receipt, but I paid by card" diyerek çözüm isteyebilirsiniz.

Bir Giyim Mağazası Örnek Diyalogu

Aşağıdaki diyalog, yukarıdaki kalıpların gerçek bir alışverişte nasıl bir araya geldiğini gösteriyor.

Assistant: Hi! Can I help you with anything?

Customer: Yes, please. I'm looking for a winter coat.

Assistant: Our coats are over here. What size are you?

Customer: Usually a medium. Do you have this one in navy?

Assistant: Yes, here you are.

Customer: Thanks. How much is it?

Assistant: It's 120 pounds, but it's 20% off today.

Customer: Great. Can I try it on?

Assistant: Of course. The fitting rooms are at the back.

(Birkaç dakika sonra)

Customer: It fits perfectly. I'll take it. Can I pay by card?

Assistant: Sure. Would you like a bag?

Customer: No, thanks. Could I have the receipt, please?

Bu İfadeleri Kalıcı Hale Getirmek İçin 5 İpucu

  1. Kibarlık kelimelerini eksik etmeyin. Cümlenin sonuna please ve thanks eklemek, küçük dilbilgisi hatalarını bile tolere ettirir.
  2. Can yerine Could kullanın. "Could I have…?" kalıbı, "Can I have…?" kalıbından daha naziktir.
  3. Anlamadığınızda tekrar isteyin. "Sorry, could you say that again?" ya da "Could you speak a bit more slowly?" demekten çekinmeyin.
  4. Rakamları önceden çalışın. Fifteen ve fifty gibi sık karıştırılan sayıları sesli tekrar edin.
  5. Evde rol yapın. Örnek diyaloğu bir arkadaşınızla canlandırın. İngilizce pratik ifadeler, gerçeğe yakın bir senaryoda tekrar edildiğinde çok daha çabuk kalıcı hale gelir ve mağazada İngilizce konuşma çekincesi azalır.

Sıkça Sorulan Sorular

İngilizce fiyat sorma için en kolay cümle hangisidir?

En kolay ve evrensel cümle "How much is this?" kalıbıdır. Birden fazla ürün için "How much are these?" demeniz yeterlidir.

Return, refund ve exchange arasındaki fark nedir?

Return ürünü geri vermek, refund paranızın iadesi, exchange ise ürünü başka bir ürünle değiştirmektir. İngilizce iade ve değişim taleplerinde bu üç kelimeyi doğru kullanmak yanlış anlaşılmaları önler.

Alışveriş İngilizcesi için ileri seviye İngilizce gerekir mi?

Hayır. Bu yazıdaki İngilizce pratik ifadeler büyük ölçüde A1–A2 seviyesindedir. Temel kalıpları ezberleyip birkaç kez pratik yapmak çoğu alışveriş için yeterli olur.

“Cash or card?” sorusuna nasıl cevap verilir?

Kartla ödeyecekseniz "Card, please", nakit ödeyecekseniz "Cash, please" demeniz yeterlidir.

Sonuç

Fiyat sormaktan iade talep etmeye kadar, alışveriş sırasında ihtiyaç duyacağınız cümleler birkaç temel kalıp etrafında döner: Can I…?, Do you have…? ve I'd like to… Bu rehberdeki İngilizce pratik ifadeleri düzenli olarak tekrar ettiğinizde, mağazada ne söyleyeceğinizi düşünmeden konuşmaya başlarsınız.

Bir sonraki yurt dışı seyahatinizden önce bu sayfayı kaydedin ve örnek diyaloğu sesli olarak birkaç kez okuyun. Mağazaya girdiğiniz ilk anda farkı hissedeceksiniz.

Detaylı Bilgi İçin, 

Hemen Doldur!

BLOG

Usta Kalemlerden Yazılar

Blog bulunamadı

ara
yaz
whatsapp

Türkiye'nin en büyük ve öğrencisine en çok değer veren kurumu